AlemOnline - AlemKO - Ödev - Bilim - Bilişim - Knight Online  Forum

Geri git   AlemOnline - AlemKO - Ödev - Bilim - Bilişim - Knight Online Forum » Her Telden » Her Telden » Sağlık
Üye Ol Şifremi Unuttum? Günlükler Sosyal Gruplar Arama Bugünkü Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Sağlık Sağlık Hakkında Her Türlü Bilgi (Soru Ve Cevaplar)





Yeni Konu aç
Konu Kapatılmıştır
Toplam 6 Sayfadan 4. Sayfa
«Birinci 23 4 56
 
LinkBack Seçenekler
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Alt 24 Şubat 2010, 22:23   #31 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart


hipofiz tümörleri hipofiz tümörü

Burun kanallarının arkasında beynin altında yerleşik bulunan hipofiz bezi kabaca küçük parmağınızın son iki bölümünün büyüklüğü ve şeklindedir. Küçük boyutuna rağmen endokrin bezler içerisinde en önemli olanıdır. Vücudun uzun dönemli büyüme, günlük fonksiyonları ve üretkenlik yetenekleri ile ilişkili olarak bir kontrol merkezi gibi çalışır.

Hipofiz bezinde iki kısım vardır: ön (anterior) lob ve arka (posterior) lob, ön lob, göğüste süt üretimini harekete geçirmek için büyüme hormonu da dahil olmak üzere, altı ayrı hormonun üretimi ile yükümlüdür, ön lobdaki diğer hormonlar, tiroid bezleri, yumurtalıklar, testis ve böbrek üstü bezlerindeki faaliyetleri harekete geçirerek endokrin sistemin diğer kısımlarını da etkiler.

Arka lob iki çeşit hormon üretir: oksitosin ve antidiüretik hormon. Oksitosin emzirme dönemi sırasında kadınlarda göğüsten süt gelmesi olayını harekete geçirmek için faaliyette bulunur. Aynı zamanda doğum sırasında rahim kasılmalarını da hızlandırır. Antidiüretik hormon idrar çıkışını kontrol etmek için böbrekler üzerinde faaliyet gösterir.

Hipofiz Bezi Tümörleri

Akromegali

Hipofizin aşırı faaliyeti sonucu yüzün irileşmesi, el ve ayakların aşın büyümesi ile belirgin durumdur. Bu kronik hastalık yetişkinlerde görülür ve normal gelişim tamamlandıktan sonra büyüme hormonunun artan salgısı nedeni ile ortaya çıkar.El, ayak, çene ve kafatası kemiklerinin aşırı büyümesi şeklinde oluşur. Büyüme çağından sonra kemiklerdeki uzamanın durması nedeniyle, akromegali iskelette kalınlaşmaya neden olur. Akromegali olan bir kişide en fazla dikkat çeken değişiklik alın ve çene kemiklerinde abartılı bir büyümedir. Bunun sonucunda genişlemiş ve kabalaşmış yüz hatları ve birbirinden oldukça ayrık dişler gözlenir.

Jigantizm

Gelişim hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak vücudun anormal derecede gelişme ve büyüme göstermesi devleşme. Nadiren görülen bu hastalık, akromegaliye benzer ve hipofiz bezi tarafından büyüme hormonunun aşırı salgılanması nedeniyle ortaya çıkar. Akromegaliye benzemeyen bu yönü ise jigantizmde büyümenin hızlanması ve yetişkinlikte aşırı uzun boyun ortaya çıkmasıdır. Bu iki rahatsızlık arasındaki fark bu olaydan etkilenen kişinin yaşıdır. Jigantizm yetişkinlik dönemini tamamlamamış olan şahıslarda ortaya çıkar. Ancak uzun boylu çocukların çok azı jigantizm rahatsızlığına sahiptir.

Prolaktinoma

Bu türden hipofiz bezi tümörü prolaktin hormonunun aşırı salgısına neden olur. Bu olay kadınlarda düzensiz adet veya adetten kesilmeye neden olabilir. Erkeklerde ise kısırlık veya iktidarsızlık ortaya çıkabilir. Kraniofarinjiyoma

Bu türden bir hipofiz bezi tümörünün belirtileri görsel bozukluklar, baş ağrıları ve cinsel gelişme yetersizliğidir.

Cushing Sendromu

Bir böbrek üstü bezi tümörü de bu rahatsızlığa neden olabilir.

Akromegali ve jigantizm hipofiz bezinin aşırı faaliyeti nedeni ile ortaya çıkar. Hipofiz bezi büyüme hormonu diye bilinen hormonu aşırı bir şekilde salgılar (buna ayrıca somatotropik hormon da denir). Bu türden bir aşırı salgılama genellikle bezlerde bir tümörün gelişmesi ile ortaya çıkar. Bu rahatsızlığa hiperpituitarizm denilir.

Hipofiz bezinde iki türden tümör gelişebilir. Bunlardan birine kraniyofarnjiyoma denilir. Bu tip tümör büyüdükçe hipofiz bezine baskı yapar. Bunun sonucunda hormon salgısı azalabilir ve hipopituitarizm veya diabetes insipidus (şekersiz diyabet) gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. İkinci çeşit hipofiz bezi tümörü adenomdur (bez epitelinden gelişen iyi huylu ur). Böylesi bir tümör fazla yayılmaz. ancak akromegali, jigantizm veya Cushing hastalığı gibi rahatsızlıkların bir sonucu olarak muhtelif hormonların aşırı salgısı yaratmaz, ancak göz sinirleri üzerinde ve yakınındaki normal hipofiz bezi dokuları üzerinde mekanik bir baskı oluşturarak herhangi bir zarara yol açabilir.

Teşhis

Doktor muayene ederek fiziksel değişiklikleri araştıracaktır: Ağrı ve acılar, ellerde sızı, aşırı terleme. Yetişkin bir hastada el ve ayak büyümeleri de doktor tarafından dikkate alınacaktır. Hastadaki görme bozuklukları araştırılacaktır; tümör büyüyerek görme sinirine bası yapar ve her iki gözde de görmeyi etkiler. Görme alanı ölçülerek, görme kaybı olup olmadığı araştırılır. Diğer önemli bulgularsa genel yorgunluk hali, derinin aşırı yağlı olması ve dilin normalden büyük olmasıdır.

Kan dolaşımında bulunan ve salgılanan hormon düzeyinde artış olup olmadığını belirlemek için özel kan ve idrar testleri yapılacak-tır. Bu değerler yüksek bulunursa, bilgisayarlı beyin tomografisi veya manyetik rezonansla hipofizdeki tümör saptanabilir. Eğer akromegaliden kuşkulanılıyorsa, röntgen çekilerek de kafatasındaki olası değişiklikler belirlenebilir.

Tedavi, tümörün ne kadar geliştiğine bağlı olarak düzenlenir. Erken teşhis, tümörün tamamen tedavi edilebilme şansını(eğer küçükse) artırır.

Hipofiz bezi, tümörün ortadan kaldırılması veya çıkarılması esnasında bazen zarar görebilir. Bu durumda genellikle hayat boyu hormon tedavisi gerekecektir.

Akromegali

Akromegali, büyüme hormonunun aşırı salgılanması nedeniyle ortaya çıkar ve iskelet ve iç organlarda büyümeye yol açar. Kalp genişleyebilir, buna bağlı olarak kalp yetmezliği ve yüksek tansiyon ortaya çıkar. Akromegali tedavi edilmezse şeker hastalığı, göz sorunları ve vücut görünüşünde değişikliklere neden olur.

Ameliyat, hastalığın ilerlemesini ve çeşitli göz komplikasyonlarının ağırlaşmasını önleyebilir. Ancak görünüşteki değişiklikler genellikle geri dönüşümsüzdür. Ayrıca akromegalili hastalarda şeker hastalığı ve uzun vadede kalp, damar ve karaciğer hastalığı riski de oldukça yüksektir. Ancak bu riskleri en aza indirmek için bazı önlemler (sigara içmemek gibi) alınabilir.

Jigantizm

Jigantizm tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tümör çıkarılarak ya da aşırı salgılanan büyüme hormonu baskılanarak, hastalığın gelişimi durdurulabilir

Prolaktinoma

Kadınlarda prolaktinomanın en sık görülen belirtisi adetlerin düzensizliği ya da hiç olmaması ve kısırlıktır. Bir diğer belirti de galaktoredir (doğum yapmamış bir kadında memelerden süt gelmesi); ender olarak erkeklerde de görülebilir.

Prolaktin hormonundaki artış, doğum kontrol hapları ve sakinleştiricilerin kullanılması ve hipofiz tümörü tarafından aşırı miktarda üretilmesi (prolaktinoma) nedeniyle olur.

Cushing Hastalığı

Hipofiz tümörü böbreküstü bezlerini aşırı uyararak cushing hastalığına da neden olabilir.

Tedavi

Hipofiz tümörü genellikle ameliyatla çıkarılır. Hipofiz bezi çok küçük olduğu için, ameliyat ustalık gerektirir. Eğer tümör ameliyatla çıkarılamıyorsa, prolaktinoma tedavisinde ve akromegalide diğer tedavilerin yanı sıra, bromocriptin adlı bir ilaç kullanılır. Bromocriptin bazı hormonlarda aşırı artışı engeller. Yine de hipofiz tümörlerinin tedavisinde ilk seçilecek olan yöntem ilaç tedavisi değildir.

Ameliyat mümkün değilse, radyasyon tedavisi de bazı hastalarda kullanılabilir. Tüm bu tedavi tiplerinin birlikte kullanılması da tümörün tekrarlama olasılığını azaltmak üzere, oldukça yaygındır
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Sponsor Reklamları Destek Olmak İçin Lütfen Tıkla ...
Alt 24 Şubat 2010, 22:23   #32 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

HİPERAKTİVİTE SENDROMU: DİKKAT AZLIĞI

Çocuklarda hiperaktivite sendromu

Hiperaktivite sendromu nedir?

‘Attention-deficit hyperactivity disorder (ADHD)’ birçok çocuk ve erişkinde görülen bir davranış biçiminin ismidir. Bu sendromda kişide dikkat azlığı ve aşırı aktivite vardır ve bu genellikle hastanın yaşına kıyasla daha ağır ve sıktır. Böyle çocukların çoğu hem dikkatsiz, hem de hiperaktiftir. Yaklaşık 20 çocuktan 1’ini etkileyen ve erkeklerde kızlara göre daha sık görülen bir sorundur.

Hiperaktif çocuk aşağıdaki belirtilerden 6 veya daha fazlasına sahiptir.

v Direktifleri izlemekte güçlük çekme

v Okul veya evde iş veya oyun aktivitelerine dikkatini toplamakta güçlük çekme

v Okul ve evdeki aktiviteler için gerekli nesneleri kaybetme

v Dinlemiyor gibi görünme

v Ayrıntılara dikkat etmeme



v Dağınık görünme



v Önceden planlama gerektiren görevlerde güçlük çekme



v Unutkanlık



v Kolayca dikkatinin dağılması



Hiperaktif çocuk aşağıdaki semptomların en az 6’sına sahiptir:

v Yerinde duramama

v Uygunsuz şekilde koşma veya tırmanma

v Sessizce oynayamama

v Patlayıcı tarzda cevap verme

v Koltukta (sandalyede) kalamama

v Fazla konuşma

v Her zaman fırlamaya hazır olma

v Sırasını bekleyememe



v İnsanların sözünü kesme



Hiperaktivite sendromunun nedeni nedir?

Eskiden, hiperaktivite sendromunun bir çeşit beyin hasarına bağlı olduğu düşünülüyordu. Şimdi ise, bu çocukların beyin yapılarının normal olduğu, fakat beyin kimyasının normal olmadığı bilinmektedir. Bu durum genetik bir sorun olabilir. Hiperaktif çocuklar beynin kritik bölgelerinde, düşünceyi organize eden bazı kimyasal maddeleri yeterince yapamamaktadırlar. Bu maddelerin yetersiz olması halinde ise beynin organizasyon merkezleri düzenli çalışmamaktadır. Bu durum hiperaktif çocuklarda görülen belirtilere neden olmaktadır.

Hiperaktivite sendromu ‘kötü anne-baba’ olmaya bağlı değildir, fakat ev hayatının ve okul çevresinin düzensiz olması belirtilerin kötüleşmesine neden olabilir. Hiperaktivite sendromu fazla veya eksik şeker tüketilmesine ya da diyet tadlandırıcı kullanımına da bağlı değildir. Besinlere eklenen katkı maddeleri, boyalar, besin allerjisi ya da diğer allerjiler veya vitamin eksikliği ile de ilişkili değildir. Fazla televizyon seyretme, floresan ışıklar ve video oyunlarıyla da bağlantısı yoktur.

Hiperaktif çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim?

Ebeveynler, okul çalışanları ve doktorlardan oluşan bir ekibin birlikta çalışması çocuğunuza yardım etmenin en güzel yoludur. Birçok çocuk ilaç tedavisinden fayda görür ve bazı çocuklar için de psikolojik danışma gereklidir. Nasıl bir yaklaşım yapılması gerektiğini doktorunuzla tartışınız.

Çocuğuma evde nasıl yardımcı olabilirim?

Hiperaktif bir çocuğun ebeveyni olmak kolay değildir. Bu çocuklar bazı direktiflerinizi anlamakta güçlük çekebilirler. Hiperaktif çocuklar genellikle sürekli hareket halindedir. Bu durum erişkinler için çok zordur. Çocuğunuza yardımvı olabilmek için ev hayatınızı biraz değiştirmeniz gerekebilir. Aşağıda bazı ipuçları verilmiştir:

· Evdeki programınızı organize ediniz. Uyanma, yemek yeme, oyun oynama, ev ödevini yapma, televizyon seyretme veya video oyunları oynama ve yatma saatlerini belirleyiniz. Bu programı bir tahtaya veya kağıda yazarak çocuğunuzun her zaman görebileceği bir yere asınız. Eğer çocuğunuz henüz okuyamıyorsa, her günün aktivitelerini resimler ya da şekillerle gösteriniz. Rutindeki değişiklikleri önceden açıklayınız. Çocuğunuzun değişiklikleri anladığından emin olunuz.

· Evde uyulması gerekli kurallar koyunuz. Kuralları basit, açık ve kısa tutunuz. Kurallar anlaşılır şekilde izah edilmelidir. Kurallara uyulduğu zaman veya uyulmadığı zaman neler olacağı açıklanmalıdır. Kuralları ve uyulmadığı zaman doğacak sonuçları yazınız. Bu listeyi program listesinin yanına asınız. Kurallara uymamanın cezası doğru, çabuk ve tutarlı olarak verilmelidir.

· Olumlu olunuz. Çocuğunuza neyi istemediğinizden ziyade neyi istediğinizi anlatınız. Çocuğunuzu yaptığı olumlu şeyler için ödüllendiriniz- elbiselerini giyme veya kapıları sessizce kapatma gibi küçük şeyler için bile. Hiperaktif çocuklar zamanlarının önemli bir bölümünü yanlışlarını dinlemekle geçirirler. Doğruları için de ödüllendirilmelidirler.

· Direktiflerinizin anlaşıldığından emin olunuz. Önce, çocuğunuzun dikkatini toplayınız. Doğrudan onun gözlerine bakınız. Sonra, açık ve sakin bir sesle ondan tam olarak ne istediğinizi anlatınız. Çocuğunuzun direktiflerinizi tekrarlamasını isteyiniz. Direktifleri basit ve kısa tutunuz. Zor görevler için her seferinde sadece 1 veya 2 direktif veriniz. Çocuğunuz her görevi tamamladığında onu kutlayınız.

· İstikrarlı olunuz. Sadece yapabileceğiniz şeyleri vadediniz. Yapacağınızı söylediğiniz şeyleri yapınız. İsteklerinizi ve talimatlarınızı birçok kez söylemeniz işe yaramaz. Çocuğunuz kuralları bozarsa, bir kez ve sakin bir üslupla uyarınız. Uyarı işe yaramazsa, söz verdiğiniz cezayı uygulayınız.

· Çocugunuzu bir kişinin sürekli izlemesini sağlayınız. Dürtüleriyle hareket ettikleri için, hiperaktif çocuklar normalden daha fazla gözlem gerektirirler. Çocuğunuzun bütün gün erişkinler tarafından izlenmesini sağlayınız.

· Çocugunuzu arkadaş çevresinde izleyiniz. Hiperaktif çocukların sosyal yetenekleri ve kuralları öğrenmesi zordur. Çocuğunuzun kendi dil ve fiziksel becerilerine uygun arkadaş edinmesine dikkat ediniz. Başlangıçta sadece 1 veya 2 oyun arkadaşı çağırınız. Oyun sırasında onları izleyiniz. Güzel davranışları ödüllendiriniz. En önemlisi, oyun sırasında itip kakma ve bağırmaya izin vermeyiniz.

· Okul aktivitelerine yardımcı olunuz. Hiperaktif çocuklar için sabah okula gitmek zor olabilir. Okul hazırlığını akşamdan tamamlayınız- okul elbiselerini ve kitap çantasını hazırlayınız. Çocuğunuzun giyinmesi ve güzel bir kahvaltı yapması için yeterli zaman bırakınız.

· Ev ödevi için sürekli bir program yapınız. Ev ödevininin yapılacağı bir yer seçiniz. Bu yer, diğer insanlar, televizyon ve video oyunları gibi dikkati dağıtan faktörlerden uzak olmalıdır. Ev ödevi süresini kısa bölümlere ayırınız ve zaman zaman ara veriniz. Örneğin, çocuğunuza okuldan sonra bir ara öğün veriniz ve birkaç dakika oynamasına izin veriniz. Sonra ev ödevi zamanını başlatınız. Sık sık kısa eğlence araları veriniz. Çocuğunuzu mümkün olduğu kadar teşvik ediniz, ancak ödevini kendisinin yapmasını sağlayınız.

· Notları değil, çalışmayı özendiriniz. Çocuğunuzu sadece iyi notlar için değil, ev ödevini bitirmeye çalıştığı için ödüllendiriniz. İyi notlar aldığı için ayrıca ödül verebilirsiniz.

· Çocuğunuzun öğretmenleri ile görüşünüz. Çocuğunuzun okul başarısını (derste, oyunda, yemekte) öğreniniz. Öğretmeninden günlük veya haftalık gelişmeleri sorunuz. Bu gelişmeler iyi veya kötü yönde olabilir. Öğretmenin ders planlarını önceden öğrenerek evde çocuğunuzla çalışınız.



Çocuğumun hiperaktivitesi zamanla düzelecek mi?

Eskiden bu sorunun zamanla düzeleceğini sanıyorduk. Artık, hastaların çoğunda bunun doğru olmadığını biliyoruz. Hiperaktif çocuklar, büyüdükçe daha iyiye giderler. Birçoğu sorunlarına adapte olmayı öğrenirler. Hiperaktivite, genellikle geç ergenlik döneminde sona erer. Fakat hastaların yaklaşık yarısının dikkatlerinin çabuk dağılması, geniş duygusal dalgalanmalar, öfke nöbetleri ve görevlerini tamamlayamama gibi sorunları devam eder. Öğretmenleri ve doktorları ile birlikte çalışan şefkatli ebeveynleri olan hastaların iyileşme şansı daha yüksektir.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:23   #33 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

inme


İNME NEDİR?
İnme, beynin bir bölgesinde, kan akışının engellenmesi ya da beyindeki damarlardan kanın dışarı sızmasıyla ortaya çıkan bir hasardır. "İnme" terimi, olayın ani başladığını vurgular.


Bazen bir baş ağnsı, sadece baş ağrısı değildir ya da baş dönmesi ile kollarınızda ve bacaklarınızda hissettiğiniz güçsüzlük sadece ne kadar çok çalıştığınızın bir işareti olmayabilir.
ABD'de ortalama olarak her dakika bir kişi inme geçirmekte, üç dakikada bir de bir kişi inme nedeniyle ölmektedir. İnmenin her yıl başka herhangi bir nörolojik hastalığa göre daha fazla kişiyi etkilemesine karşın (yılda yaklaşık 700 000 Amerikalı), bu hastalık çok zaman yanlış yorumlanmakta ya da başka hastalıklarla kanştırılmaktadır.

Sizin ya da sevdiğiniz bir yakınınızın inme geçirmekte olup olmadığını bilmeniz, tedavi uygulanarak yaşama şansını artırmak açısından çok önemlidir. JAMA'nın bu sayısındaki bir makaleye göre, toplumun inmeyle ilgili uyarıcı belirtiler ve risk etmenleri konusunda önemli ölçüde eğitime gereksinimi vardır. Çalışmanın sonucuna göre, genellikle inme riski en yüksek olan gruplar, bu konuda en az bilgi sahibidir.

Yaklaşık 2000 kişiyi kapsayan bu çalışma, aşağıdaki bulgulan ortaya koymuştur:

Ankete yanıt verenlerin sadece yaklaşık yarısı (%57), inmeyle ilgili 5 uyancı belirtiden en az 1'ini doğru olarak tanımladı; %28'i en az 2 ya da daha fazla belirtiyi, sadece %8'i ise 3 belirtiyi doğru olarak sayabildi.
İnme riskinin en yüksek olduğu, 75 ve daha ileri yaştaki kişiler, inmenin uyarıcı belirtileri ve risk etmenleriyle ilgili en az bilgiye sahiptiler.
İnmeyle ilgili riske yol açtığı kabul edilmiş en az 1 durumun bulunduğu kişilerin çoğu, durumlarının inme riskini artırdığını bilmiyordu.
tPA gibi pıhtı eritici bir ilaç, inmede acil tedavi olarak etkili olabilir. Bu ilacın etkili olması ve iyileşme şansını artırabilmesi için, inme belirtilerinin başlangıcını izleyen ilk 3 saat içinde uygulanması gerekir.

İnme vakalarının yaklaşık %80'i iskemiktir (beyin arterlerinde kan pıhtılarının oluşmasına bağlı), geri kalanları ise hemorajiktir (kan damarının yırtılmasına bağlı beyin kanaması). ABD'de inme, ölüm nedenleri arasında, kalp hastalığı ve kanserden sonra üçüncü sırada yer almaktadır ve bu ülkedeki erişkinlerde önde gelen sakatlık nedenidir. Her yıl inme geçiren Amerikalılar'ın üçte birinin, bu hastalık nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir.

İnme geçiren bir hastanın, hemen tanı konarak hastaneye yetiştirilebilmesi için, sadece risk taşıyanların değil herkesin, inmenin uyarıcı belirtileri konusunda eğitilmesi gereklidir.

Ek kaynaklar: National lnstitute of Neurological Disorders and Stroke, American Heart Association, National Stroke Association, American Medical Association

YAPILMASI GEREKENLER:

Uyarıcı belirtiler ortaya çıktığında, hastaneye götürülmek üzere bir ambulans servisinin telefonunu arayın.

İNMEYLE İLGİLİ RİSK ETMENLERİ:

Yüksek kan basıncı
Sigara kullanımı · Kalp hastalığı
Diyabet
Geçici iskemik ataklar (inmeyle ilgili uyarıcı belirtilerin görüldüğü kısa nöbetler)
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:23   #34 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

kızamık sonrası SSPE subakut sklerozan panensefalit

Kızamık'ın geç bir MSS komplikasyonudur. Kızamık geçirildikten yıllarca sonra gelişen nadir, dejeneratif bir nörolojik hastalıktır. Çoğunlukla hastalığı 2 yaşın altındayken, özellikle anneden geçen Ig'lerin halen varlığını sürdürdüğü ilk yaş içinde geçirenlerde görülür. Normalde MSS'de ve BOS'da kompleman bulunmaz, Ig'ler ise oldukça sınırlı düzeylerdedir. Measles virüsü ile infekte beyin hücrelerine karşı kompleman aktivasyonu yapılamaz, viral antijenleri infekte hücreden uzaklaştıracak spesifik Ig'ler de yoktur, virüse karşı sitolitik immün aktivite gösterilememektedir. İnfantlarda ve 2 yaşın altındaki bebeklerde hücresel immünite immatürdür. Yani, hücre-içi patojenlere yeterli yanıtı verilemez. Anneden transplasental geçen (maternal) IgG'ler 1 yıldan daha fazla persiste etmişse, virüsün infekte hücreden tomurcuklanması önlenir. Hücreye hapsolan virüste, bu durumunu korumak üzere bazı genetik değişiklikler gelişir. En önemlisi, virüsün toparlanması ve sonuçta hücre dışına çıkmasında önemli rol oynayan M (matriks) proteinini kodlayan genin delesyonudur. M proteinsiz yeni birçok virüs proteini replike olmaya başlar. Sonuç olarak, beyin hücresi içinde çok miktarda virüs komponenti birikir. Beyin hücresini zaman içerisinde tahrip eden bu yapılar hücreden serbestleşir ve füzyon yolu ile diğer MSS hücrelerine yayılır. Bu arada, M proteini hariç diğer antijenik yapılara karşı BOS ve kanda yüksek miktarda antikor sentezlenir. Bu olaylar yıllar boyu yavaşça gelişir ve progressif nörolojik patolojiler oluşturur. Klinik belirtiler infeksiyondan 6-8 yıl sonra başlar. Önceleri (Stage-1) davranış bozuklukları, sonra (Stage-2) miyokloni, ataksi ve fokal nörolojik belirtiler, daha sonra (Stage-3) stupor, deserebrasyon rijiditesi, demans ve sonuçta (Stage-4) da dekortikasyon rijiditesi, kas tonusunda azalma, yeme-yutma zorlukları ile 1-3 yılda ölüm görülür. Tanı, EEG ve kan-BOS Measles spesifik antikor tayini iledir.

Gebede normalden daha ağır seyreder. Kızamık'ın aksine, organ malformasyonlarına yol açmaz. Abortus ve erken doğum riskini arttırır. Gebelere ve hücresel immünitesi defektif olanlara canlı kızamık aşısı yapılamaz. Ancak, tüm HIV infeksiyonlu çocukların aşılanması da önerilmektedir. Aşının inkübasyon periyodu 7 gün olup, hemen bulaş sonrasında yapılması halinde Ig gibi koruyucu olabilmektedir. Aşı uygulananlarda da doğal infeksiyondaki gibi lökopeni gelişimi gözlenebilir. Önce ölü aşı yapılanlara canlı aşı ile rapel uygulanmışsa, atipik immünolojik tablolar ve şiddetli lokal reaksiyonlar gelişir. İki günlük A vitamini uygulaması, hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlar.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:23   #35 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

Lambert Eaton, botulismus ve diğer myastenik sendromlar

LAMBERT EATON MİYASTENİK SENDROM

Lambert Eaton miyastenik sendrom (LEMS) ön planda bacaklarda güçsüzlük ile karakterize, özellikle küçük hücreli akciğer kanseri ile ilişkili olabilen, motor ve otonomik sinir terminallerindeki voltaja bağımlı kalsiyum kanallarının hedef alındığı otoimmun kökenli bir hastalıktır.

Ender rastlanan bir hastalık olan LEMS daha çok 40 yaşın üzerinde başlarsa da çocuklarda bile görüldüğü bildirilmiştir. Eskiden erkeklerde daha sıkken artık kadınlarda ve erkeklerde eşit olarak görülmektedir.

Klinik olarak, kas zaafı, azalmış kemik veter refleksleri ve otonomik fonksiyon bozukluğu görülür. Hastalık genellikle bacaklarda subakut olarak gelişen zaaf ile başlar. Bu zaafın muayene ile ortaya çıkarılabilen bir özelliği vardır: Kasın ilk kontraksiyonu zayıfken hareket tekrarlandıkça ikinci kontraksiyondan itibaren kas geçici olarak kuvvetlenir (fasilitasyon), sonra yine zayıflar. Ayrıca, muayenede hafif zaafı olan bir hastanın bu zaaftan beklenmeyecek ölçüde ağır yürüme güçlüğü olduğu dikkati çeker. Güçsüz kas, ağrılı ve hassas olabilir. Kollardaki zaaf daha hafiftir. Ekstremitelerdeki zaafa ptoz ve çift görme gibi oküler bulgular, yutma-konuşma-çiğneme güçlüğü gibi bulber belirtiler eklenebilir, ancak bunlar MG’in aksine çoğu zaman geri plandadır. Hastalığın bellibaşlı otonomik belirtileri ağız kuruluğu ve impotansdır.

LEMS antikorlar aracılığıyla oluşan otoimmun bir hastalıktır. Voltaja bağlı kalsiyum kanallarına karşı antikorlar LEMS’li hastaların % 90’ında gösterilebilir. Voltaja bağlı kalsiyum kanalları motor ve otonomik sinir terminallerinde ACh’in presinaptik membrana füzyonunu ve salınımını sağlar. İşte bu kanalların otoimmun saldırı sonucu azalması ACh salgılanmasının azalmasına neden olur.

Hastaların yarısından fazlasında kanser saptanır, bunların da büyük çoğunluğu küçük hücreli akciğer kanseridir. Nöroektodermal kökenli bu tümörde bol miktarda voltaja bağımlı kalsiyum kanalları bulunur. Kanser olmayan hastalarda başka otoimmun hastalıklar ya da otoantikorlar bulunabilir.

Tanıda en yararlı laboratuvar incelemesi EMG’dir. İstirahat halinde bileşik kas aksiyon potansiyellerinin (BKAP) amplitüdü düşüktür. Yüksek frekanslı (>10 Hz) ardışık sinir uyarımından veya kasın istemli kontraksiyonundan sonra elde edilen bileşik kas aksiyon potansiyel amplitüdünün istirahat halindekinin iki veya daha çok katı olduğu görülür (fasilitasyon). Üstüste gelen stimuluslar (ister istemli kas kontraksiyonu isterse yüksek frekanslı ardışık sinir uyarımı ile olsun) kalsiyumun sinir terminali dışına çıkmasını önler ve daha çok ACh salgılanmasını sağlayarak nöromüsküler geçişi düzeltir. Elektrofizyolojik (ve klinik) olarak gözlenen fasilitasyon bu şekilde açıklanır. Düşük frekanslı ardışık sinir uyarımı ile ise MG’de olduğu gibi dekrement görülür. Tek lif EMG ile artmış ‘jitter’ gösterilebilir.

Presinaptik bir patolojiyi düşündüren bu elektrofizyolojik bulgular klinik ile birleştirilerek tanı konur. Hastaların çoğunda serumda voltaja bağlı kalsiyum kanallarına karşı antikorlar gösterilebilir. Kanserli hastalarda antikor bulma olasılığı daha yüksektir. Tanı konduktan sonra dikkatle akciğer kanseri yönünden araştırma yapmak gerekir. Tümör LEMS tanısı ile aynı zamanda saptanmayabilir; beş yıla kadar, özellikle de ilk 2 yıl içinde, ortaya çıkma olasılığı vardır. Bu bakımdan hastaya belli aralarla akciğer bilgisayarlı tomografisi yapmak gerekir.

Ayırıcı tanıda ekstremitelerde subakut güçsüzlük ile başlayan polimiyozit gibi hastalıklar, okülobulber belirtiler de eklendiği zaman MG düşünülmelidir. Yine presinaptik bir patoloji sonucu ortaya çıkan botulizmin kliniği çok farklıdır.

Tümörün tedavisi LEMS bulgularının da gerilemesine neden olabilir. Hastalar bir potasyum kanal inhibitörü olan 3,4 diaminopyridine’den çok yararlanırlar. Bu ilaç pyridostigmine bromide (Mestinon) ile kombine edilerek kullanılabilir. Guanidine hydrochloride yan etkileri bakımından tercih edilmez. Birçok hastada ancak immunolojik tedavinin eklenmesi ile hastalık kontrol altına alınabilir. İmmunolojik tedavide aynı MG’de anlatıldığı gibi steroid ve/veya azathioprine, kısa vadede yarar için de plazmaferez ya da İVİg kullanılır.

BOTULİZM

Anaerobik bir bakteri olan Clostridium botulinum toksini ile oluşan bir hastalıktır. Toksin motor ve otonomik sinir terminallerinden ACh’in salınımını engelleyerek presinaptik bir patoloji yaratır. Çoğunlukla evde yapılmış konserve başta olmak üzere toksin içeren gıdaların yenmesiyle, nadiren de yarada toksin üremesiyle oluşur.

Belirtiler, kontamine gıdanın yenmesinden 12-36 saat sonra bulanık görme, ptoz ve diplopi ile başlar. Bu sırada hastalarda mide bulantısı ve kusma da vardır. Üç-dört gün içinde bulber ve ekstremite kaslarında güçsüzlük eklenir. Ağız kuruluğu, kabızlık idrar retansiyonu, midriazis ve pupilla cevapsızlığı gibi otonomik belirti – bulgular dikkati çeker. Ağır mortalitesi olan bu hastalıkta çok kısa zaman içinde solunum yetmezliği belirir ve mekanik ventilasyon yapmak gerekir.

Miyastenik tablonun akut yerleşmesi, mide bulantısı, kusmanın olması, otonomik belirtilerin eşlik etmesi, evde yapılmış konserve yeme öyküsü, birden çok kişide benzer belirtilerin görülmesi ve EMG bulguları ile tanı konur. EMG, presinaptik nöromüsküler hastalıklarda görülenlerle (LEMS için anlatılanlarla bakınız) uyumludur.

Çok erken verilen antitoksin yararlı olur, ancak tedavinin esası mekanik ventilasyonun sağlanmasıdır. Düzelme çok yavaştır, birkaç ay sürebilir.

KONJENİTAL MİYASTENİK SENDROMLAR

Konjenital miyastenik sendromlar (KMS), nöromüsküler kavşağın immunolojik olmayan, herediter bir grup hastalığıdır. KMS, presinaptik, sinaptik veya postsinaptik bir patolojiye bağlı olabilir. Dünyada çok az merkezde gerçekleştirilebilen morfolojik incelemeler ve daha yeni olan genetik testlerle klinik olarak çoğu zaman mümkün olmayan bu ayırım yapılabilir hale gelmiştir.

Defektin en sık postsinaptik olduğu ve mutasyonların çoğunun da AChR geni e subünitesinde yoğunlaştığı gösterilmiştir. AChR geni esubünitesinde mutasyonun bulunduğu tipik bir fenotip bebeklikte başlar, ön planda oftalmoparezi ile seyreder ve iyi prognozludur. Genellikle ilk 3 ay içinde çocuğun kısık sesle ağladığı ve iyi ememediği dikkati çeker, daha sonra ptoz farkedilir. Zaman içinde bulber belirtiler geriler ve göz belirtileriyle kol ve bacaklardaki yorgunluk süregelir. Nörolojik muayenede bilateral ptoz olduğu ve gözlerin çok az hareket ettiği, neredeyse orta hatta fikse olduğu görülür. Bu göz hareket bozukluğu kronik ve büyük ölçüde simetrik olduğundan çift görme yok denecek kadar azdır. Belirtiler gün içinde fluktuasyon gösterir ve antikolinesterazlara kısmen de olsa cevap verir.

Nadir bir klinik tablo da özellikle kol ve elin ekstansör kaslarında ağır zaaf ve atrofi ile karakterizedir. Bu da yine bebeklikte başlar ve ekstansör zaafa fluktuasyon gösteren okülobulber belirtiler eşlik eder. Bu tanıdan şüphelenildiğinde, çok tipik bir EMG bulgusu olan “tekrarlayan bileşik kas aksiyon potansiyelleri” aranmalıdır. Buradaki patoloji ya AChR’ünün uzun süre açık kalmasına (slow channel syndrome) ya da asetilkolinesteraz enzimi eksikliğine bağlıdır.

Presinaptik olduğu yapılan morfolojik çalışmalarla gösterilmiş olan epizodik apne gibi çok nadir klinik tablolarda ise genetik incelemeler henüz bir sonuç vermemiştir.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:24   #36 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

Migren nedir?

Migren, epizodlar ya da ataklar halinde oluşan bir tür başağrısıdır. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında sürebilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Migrende başağrısı yanısıra bulantı, kusma, ışığa ve sese aşırı duyarlılık gibi belirtiler de görülür. Migren, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozar. Migren yalnızca basit bir başağrısı değildir. Kişinin günlük aktivitelerini engelleyen, başağrısı yanısıra birçok belirtiler de gösteren bir durumdur.



Migren belirtileri nelerdir?

Başağrısı;

Migrenin belirtilerinden yalnızca biridir. Genellikle tek taraflı, yoğun ve zonklayıcı tarzda bir başağrısıdır.



Görme bozuklukları;

Kör noktalar, parlayan ışıklar, görmenin bozulması veya zig zag şekiller görülebilir. Aura olarak adlandırılan bu belirtiler migrenlilerin yalnızca %10'unda görülür. Aura ile birlikte olan migrene klasik migren denir.

Bulantı ve/veya Kusma ve/veya Diyare

Işığa karşı aşırı duyarlılık (fotofobi)

Sese karşı aşırı duyarlılık (fonofobi)

Kokuya karşı aşırı duyarlılık (ozmofobi)



Migrenli kişi boyun ve omuzlarda sertleşme, el ve ayaklarda karıncalanma, konsantrasyon güçlüğü, konuşma güçlüğü ve nadir olarak da paralizi (felç durumu) veya şuur kaybı ile karşılaşabilir.

Klasik bir kural olarak denebilir ki, eğer başağrısı veya diğer belirtiler sizi normal günlük yaşamınızdan alıkoyuyorsa bu migren olabilir.

Migren atakları genellikle 4 ile 72 saat arasında sürer ve kişi ataklar arasında normaldir.



Migren nedenleri ve tetikleyiciler nelerdir?

Migren neden olur?

Migrenin beyindeki kan damarları ve nörotransmitterlerdeki değişikliklere bağlı olduğu düşünülmektedir ancak bu değişikliklerin neden oluştuğu konusunda araştırmalar halen sürmektedir. Bazı kişiler migrene diğerlerine göre daha yatkındır. Migrene genetik yatkınlık olduğuna dair bilimsel kanıtlar vardır. Örn. tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre migrene yatkınlık daha fazladır. Ancak duyarlı kişilerde migren ataklarını tetikleyen bazı faktörler saptanmıştır. Migrene duyarlı kişilerde bir eşik düzey vardır. Tek bir tetikleyici faktör tek başına migren atağına neden olmayabilir ancak iki veya üç tetikleyici biraraya geldiğinde atağı başlatabilir.

Örneğin migrenli bir kişi bir öğün atladığında migreni başlamayabilir ancak aynı kişi uzun ve stresli bir uçak yolculuğu sonrası bir öğün atlarsa (açlık+stres+hava değişimi), bu iki faktör migrenini tetikleyebilir.

MİGRENDE TETİKLEYİCİLER

Tetikleyiciler kişiden kişiye değişmekle birlikte en sık görülenler aşağıda yer almaktadır:




Diyetle ilgili, hormonal veya sistemik faktörler:

çikolata, turunçgiller, peynir, nitrit/nitratlar, sodyum glutamat
alkol, özellikle de kırmızı şarap
aşırı kafein veya kafein yoksunluğu
menstruasyon (adet dönemleri)
yüksek tansiyon
doğum kontrol hapları
dişağrısı veya başın bir bölgesindeki ağrılar (örn. gözlerle, sinüslerle veya boyunla ilgili ağrılar)


Duygusal stres durumları

endişe
aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek
depresyon
şok
aşırı heyecan
stresten veya baskıdan kurtulma

Fiziksel stres durumları

seyahat
aşırı egzersiz yapma
fiziksel veya zihinsel yorgunluk
öne eğilmek (örn. bahçe işleri yaparken)
ağırlık kaldırmak veya zorlanmak
rutin yaşam biçiminde değişiklik (örn. vardiya çalışması veya tatiller)
çok fazla veya çok az uyku
allerji
cinsel yönden uyarılma
sigara
aç kalmak

Dış uyaranlar

iklim değişikliği
yüksek irtifa
çok sıcak duş veya banyo
yoğun kokular (parfüm gibi)
parlak, göz kamaştıran ışıklar
uzun süre televizyon seyretme
ses



Migren tipleri nelerdir?



Klasik migren Aura ile birlikte olan migrendir. Migrenli erişkinlerin %15 kadarında klasik migren görülür.

Yaygın migren Aurasız migrendir. Migrenlilerin yaklaşık %80'inde yaygın migren vardır.

Menstrüel migren Adet döneminin başlangıcında veya adet döneminde görülür. Başka zaman görülmez. Çalışmalar menstrüel migrenin genellikle aurasız olduğunu göstermektedir.

Bu 3 migren tipi dışında nadir görülen çok sayıda migren tipi de vardır ancak bunlar tüm migrenlerin yalnızca %5'ini oluştururlar. Örnek olarak baziler migren, hemiplejik migren, oftalmoplejik migren, retinal migren ve post-travmatik migren sayılabilir
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:24   #37 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

MS : Multipl skleroz

MS NEDİR ?

Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmiş dokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleşmiş alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluşabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir.

MS belirtileri, şiddet ve seyir yönünden hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda değişik hastalık tabloları arka arkaya ortaya çıkar, daha sonra tam ya da kısmi iyileşme görülür. Belirtiler etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklıdır. Bunlar arasında halsizlik, karıncalanma, uyuşma, duyu eksikliği, denge bozukluğu, çift görme görme azlığı, konuşma bozukluğu, titreme, kol ve bacaklarda sertlik, güçsüzlük, idrar kaçırma veya yapamama, erkeklerde cinsel güç azlığı ... sayılabilir. Tanımlanan belirtilerin bir ya da birkaçına birlikte rastlanabilir.

Multipl Skleroz (MS) genç insanlarda trafik kazaları dışında nörolojik nedenli özürlülüklerde birinci sırayı almaktadır.Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaşayan eğitim düzeyi yüksek kişilerde görülen bir hastalıktır.

Hastalığın ilk belirtileri birkaç gün içinde ortaya çıkar; alevlenmeler ve düzelmelerle seyreder. Başlangıç dönemlerinde tam bir düzelme gösterirken bazen hastalığın ilerlemiş evrelerinde, az sayıda hastada baştan itibaren düzelmeler olmaksızın kötüleşme söz konusu olabilir.

Bütün bunların dışında MS'in ne olmadığının da belirtilmesi, konunun daha iyi anlaşılması için yararlı olacaktır.Öncelikle Multipl Skleroz ölümcül bir hastalık değildir. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır.Bu çalışmalarda ortalama yaşam süresi açısından MS'lilerle sağlıklı bireyler arasında önemli bir fark olmadığı ortaya konmuştur.

MS'li kişilerin, bazen aldıkları ilaçların etkisiyle enfeksiyon hastalıklarına karşı direnme güçleri azalır. Bu nedenle hastaların solunum yolları enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları gibi hastalıklara diğer insanlardan daha fazla yakalanma eğilimleri vardır.

MS, bir akıl ya da ruh hastalığı değildir. Halkımız arasında "sinir hastalığı" deyimi akıl hastalığı deyimi ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Oysa MS tıbbi olarak tamamen bir sinir sistemi hastalığı olup merkezi sinir sistemi ile organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

MS kalıtsal bir hastalık değildir. Bununla birlikte, genel olarak ailelerde genetik ortak faktörler kuşaktan kuşağa taşındığından ailelerinde MS bulunan kişilerin MS'e yakalanma eğilimi az da olsa vardır. Bunlara ek olarak MS'te bulaşıcılık söz konusu değildir.

MS'in nedeni henüz kesin olarak tesbit edilebilmiş değildir. Bununla birlikte, beyin ve omurilikteki sinir telciklerinin etrafını saran miyelin tabakasının etkilendiği bilinmektedir. Burada bozulan, sinir dokusunun miyelin adı verilen özel bir bölümüdür ve bu tip bozukluğun adı "demiyelinizasyon"dur. Miyelininin bozulduğu alanda oluşan ve basitçe yara kabuğuna benzetebileceğimiz bu sınırlı alana da "PLAK" adını veriyoruz. Bu plaklar, daha önce yukarıda da belirttiğimiz gibi beyin ve diğer organlar arasındaki iletişimi engelleyerek bir takım bozuklukların oluşmasına neden olur.

Merkezi sinir sistemi (MSS) öğeleri, fonksiyonlarına göre semptomların nereden kaynaklandığını belirlemeye yarar. Beyin, (cerebrum) düşünce ve hareketi kontrol eder. Bu bölgede demiyelinizasyon (miyelin eksikliği) ; hafıza, motivasyon, kavrama, kişilik, dokunma, duyma, görme ve kas gücünü etkileyebilir. Beynin arkasında yer alan beyincik (cerebellum), hareketlerdeki koordinasyon ile bacaklar, kollar ve elleri kapsayan kas etkinliklerini kontrol eder.

Beynin bu bölümü, aynı zamanda yürüme, koşma gibi faaliyetler sırasında bedenin dengesini sağlar. Beynin 12 kranial sinirinin de etkilenme olasılığı vardır ki bunlar da ; görme, göz hareketleri, konuşma, yutkunma ve duymada zaaflara neden olabilir. Beyin sapı (brain stem), kafatasının merkezinde bulunur ve özerk (istem dışı) fonksiyonlar kadar göz hareketlerinden de sorumludur. Örneğin nefes almak, kalp atışları, terlemek, tuvalet gereksinimlerini karşılamak özerk fonksiyonlardır.

Son bölüm ise omuriliktir (spinal cord). Bu, geniş bir elektrik hattı gibi sinir tellerinin üzerindeki emirlerin beyin ve bedenin diğer bölümleri arasında rahatça dolaşımını sağlar. Bu bölümdeki harabiyet, vücut ve beyin arasında iletişim kaybına neden olur. Dokunma algısını da içeren mesajların beyne ulaşımı engellenir. Benzer olarak bacaklar, eller ve diğer organlara yönelik beyin emirleri engellenir.

Henüz bilinmeyen ve önceden anlaşılmayan bir nedenle ortaya çıkan ve en az 24-48 saat devam eden yeni bir nörolojik bozukluk (uyuşmalar, denge ve yürüme bozuklukları, görme bozuklukları ve kayıpları ....) veya uzun zamandır devam eden bir durumun belirgin kötüleşmesi şeklindeyse bu durum "ATAK" olarak değerlendirilir. Bir ay içinde olan tüm olaylar aynı atağın parçaları olarak düşünülür.

Ataklar uygun şekilde ve mümkün olduğunca çabuk tedavi edilmelidir. Bu nedenle atak geçirdiğinizi düşünüyorsanız mutlaka zaman geçirmeden tedavinizi yürüten tıp merkezine başvurmalısınız. Bir atağın devam süresi ve ne zaman geçeceği önceden tahmin edilemez. İki atak arasında bir iyilik dönemi vardır. Bu dönem içinde hastalık ilerlemez ve vücut kendi kendini iyileştirmeye çalışır.

İki atak arasındaki iyilik döneminin ne kadar süreceği de bilinememektedir. Bazı MS'liler bir ataktan sonra bazen uzun yıllar ikinci bir atak geçirmemektedirler.

MS TANISI NASIL KONUR ?

MS, beyin ve omurilikten gelen elektriksel mesajları organlara ileten sinirlerin miyelin adı verilen kılıflardaki iltihaplanmalar ve daha sonra bu iltihaplanan kısımlarda oluşan sertleşmeler nedeniyle mesajların organlara iletilmemesinden oluşur demiştik. Bu durum , bahsettiğimiz beynin ve omuriliğin çok farklı ve birbirine benzemeyen yerlerinde meydana geldiğinden değişik şikayetlere neden olur. Ortaya koyduğu sorunlar tablosu her hasta için farklıdır ve diğer hastalıkları çağrıştıran bir şekil alabilir.

Laboratuvar yöntemlerindeki büyük gelişmelere rağmen MS tanısı esas olarak hastanın öyküsü ile bulgu ve belirtilere dayanır. Yineleyip düzelmeler ile yani açıkça ayırtedilebilen ataklarla giden ve sinir sisteminde dağınık yerleşime ait bulguların saptandığı bir hastada tanı hiç zor değildir. Ancak bir atakla başvuran ya da hastalığın sinsi başlayıp yavaş yavaş ilerlediği durumlarda standart tanı kriterleri tam olarak karşılanmaz ve kesin tanı gecikebilir.

İlk olarak başdönmesi, çift görme, tek veya çift gözde görme azalması, dengesizlik ya da kol ve bacaklarda güç yitimi gibi semptomlar (belirtiler) ortaya çıkabilir. Nörolojik açıdan hastanın aşikar fonksiyon kayıplarının dışında kalan sistemlerine ait bozukluklar da saptanırsa MS'ten kuşkulanılır. Akabindeki dönemlerde, herbir atağın ardından görülen düzelici (remisyon) niteliği de gözlenirse tanı büyük ölçüde kesinleşir.

Her iki bacakta yavaş ilerleyici güç azlığı özellikle tanı zorluğu gösteren bir durumdur. Bu hastalarda sinir sisteminin diğer bölgelerine ait tutuluş bulgularının varlığı ve yardımcı laboratuvar incelemeleri ( manyetik rezonans görüntüleme, uyarılmış yanıtlar ) ile tanı konulabilir.

Tanıya yardımcı araçlardan en önemlisi beyin ve omuriliğin Manyetik Rezonans Görüntüleme ( MRG ) yöntemiyle incelenmesidir. Beyindeki plaklar MRG ile açık olarak görülürler. Plakların etkinlikleri ise damar yoluyla paramanyetik bir madde olan Gadolinyum ( Gd ) verilerek belirlenir. Bir plağın Gd tutması etkin olduğunu gösterir.

Tanıya yardımcı olarak beyin omurilik sıvısının bazı özellikleri incelenebilir. Olignokal band, miyelin temelli protein, immun globulin G indeksi gibi ölçümlerde normal dışı değerler bulunması beyinde bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olduğunun habercisidir. Ayrıca görsel, işitsel, ve bedensel uyarılmış yanıtlarda anormallikler olması da sırasıyla göz ve kulağın beyin bağlantıları üzerinde ve omurilikte yerleşmiş plağa işaret eder..

Dikkatli bir hastalık öyküsü, nörolojik inceleme ve doğru kullanılmış laboratuvar değerlendirmeleri genellikle kesin tanıyı sağlar. MS tanısının olabildiğince çabuk ve doğru konması önemlidir. Hastaların çoğu gençtir ve tanıya bağlı pek çok önemli yaşam kararı vermeleri ( eğitim, evlilik, çocuk...) gerekecektir. Ancak tanı netleşmeden hiçbir hastaya MS tanısı yakıştırılmamalıdır.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:24   #38 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

HASTALIĞIN NEDENLERİ NELERDİR ?

Bu konuda pek çok farklı teoriler olmasına rağmen, elimizdeki bilgilere dayanarak MS'e neyin neden olduğu tam olarak saptanamıştır. Yapılan değişik araştırmalarda hastalığa neden olabilecek çok çeşitli nedenler ( daha önce geçirilmiş virütik enfeksiyonlar, çevreden kaynaklanan bazı zehirli maddeler, beslenme alışkanlıkları, coğrafi etmenler, vücudun savunma sistemindeki bozukluklar ) sorgulanmışsa da hiç biri kesin neden olarak saptanamamıştır.

Bazı araştırmacılar, MS'e henüz belirlenemeyen bir virüsün neden olduğunu ileri sürmektedirler. Bu teoriye göre, çocuklukta veya gençlik döneminde vücuda giren bu virüs; beş, on ya da on beş yıl gibi bir süre hiçbir belirti göstermeden vücutta kalmakta, daha sonra yine bilinmeyen bir nedenle, örneğin şiddetli bir üst solunum yolu hastalığı sırasında ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir grup bilim adamı ise, oto-immün ( vücudun kendi bağışıklık sisteminin neden olduğu ) bir hastalık olduğunu düşünmektedirler. Bu teoriye göre; vücudun bağışıklık sistemi normal olarak ,vücuda giren yabancı mikrop ya da viruslara karşı vücudu korumak için karşı saldırıya geçip onlarla mücadele etmesi gerekirken, MS'li kişilerde bilinmeyen bir nedenle, merkezi sinir sistemindeki sinirlerin miyelin kılıfına saldırıp onları tahrip etmektedir.

Yine araştırmalar göstermiştir ki, MS bu hastalığa genetik bir yatkınlığı olan kişilerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu, MS'in kalıtsal olduğu anlamına gelmez, fakat beyaz kan hücrelerinde bir cins HLA antigenleri bulunan kişilerin MS'e diğer insanlardan daha çok yakalandıkları anlaşılmıştır.

Bu teorilerin tümünün bir arada etkileşim gösterdikleri de düşünülebilir. Yani genetik olarak yatkın kişilerde, MS ile ilgili bilinmeyen bir virüsün, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde harekete geçirerek, sinirlerin miyelin tabakasına saldırmaya ve onu tahrip etmeye yönlendirdiği söylenebilir.

MS'İN TEDAVİSİ VAR MIDIR ?

Bu soru bir kaç şekilde yanıtlanabilir. Kabaca hastalığın herhangi bir ilaç tedavisi ile tamamen geçip geçmeyeceği soruluyorsa , yanıt "hayır" olacaktır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, günümüz tıbbının MS ile savaşmak için pek çok silahı vardır. Bunlardan en başta geleni en eski, yine de halen en güvenilir ilaç olma özelliğini koruyan "Kortizon" grubu ilaçlardır. Kortizon, genellikle atak tedavisi amacıyla uygulanır. Bu tedavinin serum içinde uygulanması halinde hastanın kısa bir süre hastane yatışı gerekebilecektir. Yanısıra "Bağışıklık Sistemi Baskılayıcıları" grubundan bazı ilaçlar ( azathioprin,methotrexate gibi ) değişik protokoller için de önerilebilirler.

Atakların ortaya çıkmasını önlemek üzere bazı yeni ilaçlar geliştirilmiştir.Bir kaç tip İnterferon ve Kopolimer haftada 1-3 kez enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlardır. Gerek atakların yineleme oranını, gerekse beyin manyetik rezonans görüntüleme tetkikinde plak sayısındaki artışı önemli oranda azalttıkları için belli ölçütlere uyan hastalara verilebilirler. Bu tedavilerin sık enjeksiyonlarla hastaya belli bir rahatsızlık yüklemeleri yanısıra en büyük dezavatajları son derece pahalı olmalarıdır.

Bunların dışında hastalığın etkinliğini baskılamak için Azathioprin Methotraxate, Cyclophosphamide, İmmunglobulinler de kullanılmakta ve daha bir çok ilaçlarla tedavi çalışmaları yapılmaktadır. Tanımlanan bu koruyucu tedavilerin uygulanması hastaneye yatışı gerektirmez. Tedaviyi yürüten merkezin organizasyonu ile enjeksiyonu hasta ya da bir yakını öğrenerek evinde uygulayabilir.

BİR MS HASTASINA, YUKARIDA TANIMLANAN TEDAVİLERDEN HANGİSİNİN NE ZAMAN UYGULANACAĞI, TAMAMEN KENDİSİNİ İZLEYEN HEKİMİN KARAR VEREBİLECEĞİ BİR KONUDUR. HER TEDAVİ, HER HASTAYA UYGUN OLMAYACAĞI GİBİ, HER HASTANIN HASTALIĞI DA BİR DİĞERİNDEN FARKLIDIR.

Tedavi her zaman hastanede yatarak yapılmaz. Amaç MS hastalarının olağan gündelik yaşamlarını ve işlerini sürdürmeleri olduğuna göre, hastalar olduğunca ayakta izlenirler. Ancak hastanede sürdürülmesi gereken bir tetkik veya tedavi planlanırsa, ya da ciddi bir atak gelişimi halinde hastaneye yatış planlanabilir.

MS hastalığının cerrahi bir yanı yoktur. Yani ameliyat gerektirmez. Bazen yanlış tanılar nedeniyle ameliyat olmuş hastalar vardır. Bunlar arasında en sık olanı bel fıtığı tanısı ile yapılan ameliyatlardır. Ender olarak beyin tümörü tanısı ile yanlışlıkla yapılmış operasyonlar bildirilmiştir. Hastalığın ileri devrelerinde kalıcı mesane, barsak işlev bozuklukları ya da ortopedik kusurlarla ilgili düzeltici ameliyatlar planlanabilir. Yeni tedavi denemeleri ile bilgi ve haberler daha sonraki sayılarımızda daha detaylı verilecektir.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon MS tedavisinde vazgeçilemeyecek bir tedavi yöntemidir. Amacı güçsüzlük, hareket kabiliyetinde azalma, mesane bozuklukları gibi bazı nörolojik bulguların; ikincil olarak da eklemlerde kireçlenme ve donma, kaslarda kireçlenme ve donma, kaslarda erime ve kireçlenme, yatak yaraları, akciğer ve idrar yolu enfeksiyonları gibi sorunlar yaratarak hastanın ıstırabını ve fonksiyon kaybını daha da artırmasını önlemektir. Ayrıca hastanın hareket yeteneğini ve fonksiyonlarını arttıracak yardımcı destek aletlerinin tesbiti ve teminini sağlar.

ÖNLEME VE KONTROL

Yukarıdaki bölümlerde belirtildiği gibi MS'in nedeni ve tedavisi tam olarak bilinmemektedir. Uzmanlar sürekli olarak hastalığın tedavisi için çok yönlü araştırmalar yapmaktalar. Bazı heyecan verici gelişmeler, soruların çok yakında çözümlenme noktasına ulaştığını haber veriyor. Bir grup hastanın kullandığı atak azaltıcı/hastalık düzenleyici ilaçlar son yılların en önemli gelişmeleri. Yararlı buluşların sürmesine karşın henüz MS'in tam tedavisi bulunabilmiş değil.

Bilindiği üzere hastalık belirtileri her hastada farklı olabiliyor. Bu semptomların yoğunluğu rahatsız edici, kızdırıcı ve hatta sakatlayıcı bir tablo yaratabiliyor. Öyleyse önemli olan MS ile birlikte en konforlu yaşamı sağlayabilmektir. ÖNLEME VE KONTROL ALTINDA TUTMA MS'LE KONFORLU YAŞAMANIN ANAHTARLARIDIR. MS'li kimselerin çoğunda bu amaçla ilaçla ya da ilaçsız tedaviler uygulanır. Uygun bir tedaviyle bir MS belirtisinin düzelmesi her hasta için hayati önem taşır.
MULTİPL SKLEROZDA TEDAVİLER
VE İLAÇ KULLANIMDA GÖRÜLEN YAN ETKİLER ÜZERİNE




Günümüz tıbbının MS ile savaşmak için pek çok silahı vardır. Bunlardan en başta geleni en eski, yine de halen en güvenilir ilaç olma özelliğini koruyan "Kortizon" grubu ilaçlardır. Kortizon, genellikle atak tedavisi amacıyla uygulanır. Bu tedavinin serum içinde uygulanması halinde hastanın kısa bir süre hastane yatışı gerekebilecektir. Yanısıra "Bağışıklık Sistemi Baskılayıcıları" grubundan bazı ilaçlar ( Azathiopirin, Methotrexate gibi ) değişik protokoller için de önerilebilirler.


Atakların ortaya çıkmasını önlemek üzere bazı ilaçlar geliştirilmiştir. Bir kaç tip İnterferon ve Glatiramer Asetat (Copaxone) haftada 1-3 kez enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlardır. Gerek atakların yineleme oranını, gerekse beyin manyetik rezonans görüntüleme tetkikinde plak sayısındaki artışı önemli oranda azalttıkları için belli ölçütlere uyan hastalara verilebilirler. Bu tedavilerin sık enjeksiyonlarla hastaya belli bir rahatsızlık yüklemeleri yanı sıra en büyük dezavantajları son derece pahalı olmalarıdır. Bunların dışında hastalığın etkinliğini baskılamak için Azathiopirin Methotraxate, Cyclophosphamide, İmmunglobulinler de kullanılmakta ve daha bir çok ilaçlarla tedavi çalışmaları yapılmaktadır. Tanımlanan bu koruyucu tedavilerin uygulanması hastaneye yatışı gerektirmez. Tedaviyi yürüten merkezin organizasyonu ile enjeksiyonu hasta ya da bir yakını öğrenerek evinde uygulayabilir.


MS’li bir kişide yukarida belirtilen tedavilerden hangisinin ne zaman uygulanacagi, tamamen kendisini izleyen hekimin karar verebilecegi bir konudur. Her tedavi, her kişiye uygun olmayacagi gibi, her hastanin hastaligi da bir digerinden farklidir.


Tedavi her zaman hastanede yatarak yapilmaz. Amaç MS hastalarinin olagan gündelik yaşamlarini ve işlerini sürdürmeleri olduguna göre, hastalar oldugunca ayakta izlenirler. Ancak hastanede sürdürülmesi gereken bir tetkik veya tedavi planlanirsa, ya da ciddi bir atak gelişimi halinde hastaneye yatiş planlanabilir.


MS hastaliginin cerrahi bir yani yoktur. Yani ameliyat gerektirmez. Bazen yanliş tanilar nedeniyle ameliyat olmuş hastalar vardir. Bunlar arasinda en sik olani bel fitigi tanisi ile yapilan ameliyatlardir. Ender olarak beyin tümörü tanisi ile yanlişlikla yapilmiş operasyonlar bildirilmiştir. Hastaligin ileri devrelerinde kalici mesane, barsak işlev bozukluklari ya da ortopedik kusurlarla ilgili düzeltici ameliyatlar planlanabilir.


Aşagida Multipl Skleroz sagaltiliminda kullanilan temel ilaçlar ile bunlarin kullanimda ortaya çikabilecek yan etkiler ve bunlarla baş edebilmek için size işik tutacak bir takim önerileri bulacaksiniz.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:24   #39 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

MULTIPL SKLEROZ TEDAVISINDE
KULLANILAN ILAÇ TÜRLERI VE
YAN ETKILERI

KORTIKOSTEROIDLER ( KORTIZONLAR )

Prednizolon-Metilprednizolon-ACTH

(Deltacortil, Neocorten, Prednol, Synacten)

Bu formda kullanilan ilaçlar yukarida da belirtildigi gibi atak tedavisinde tercih edilirler ve kullanim amaçlari atak esnasinda MS’li bireyleri hastalığın şiddetinden korumak, bu dönemi zararsızca geçiştirebilmektir yani bir anlamda kortizonlar Multipl Sklerozda hastalığı ve nedenlerini ortadan kaldırıcı değil kişiyi atağın şiddetinden koruyucu tedavilerdir. Kortizonlar hakkında iki ucu keskin bir bıçak benzetilmesini sanırız duymuşsunuzdur. Bu benzetme ilacın yan etkilerinin çok olmasından kaynaklanmaktadır. Bu bölümde kortikosteroidlerle ilgili görülebilecek tüm yan etkiler verilmiştir. Ancak bu tedaviyi alan her hastada aşağıda belirtilen yan etkilerin tümü görülmeyebilir. Bununla birlikte yan etkilerle baş edebilmek için yapılan önerilere uyulursa yaşayabileceğiniz sıkıntılar en aza inecektir.

*Yan etkileri ve baş edebilmeniz için öneriler


Sabah saatlerinde kandaki kortizon (kortikosteroid) düzeyi en düşük seviyededir. Bu yüzden ilacınızı günde bir defa (tek doz) olarak alıyorsanız, sabah saatlerinde alınız.


Bu ilaçlar mide ülserine neden olabilirler. Hekiminiz tarafından kortikosteroid ilaçların yanında mide asit salgısını azaltan ilaçlar önerilmiş olabilir. Bunlar ,mide asit salgısını azaltan ve nötralize eden etkilere sahiptir. Bu ilaçları hekiminizin önerdiği şekilde alınız. Olası ülser kanamasını erken fark edebilmek için dışkınızı gözleyiniz. Siyah, koyu renkli ve kötü kokuluysa ayrıca kahve telvesi şeklinde kusma olursa, hekiminize başvurunuz. İlacınızı yiyeceklerle birlikte alınız.


Tüm gıdalar doğal olarak bir miktar tuz içerirler.( Sebzeler, meyveler, et....vs.) Normalde; aldığımız tuzun fazlası vücuttan atılır. Bu ilaçlar tuz mekanizmasını etkileyerek vücutta tuzu tutar ve buna paralel olarak su da tutulur. Özellikle ayaklarda ve göz kapaklarında olmak üzere tüm vücutta şişme olur, tansiyonunuz yükselebilir ve kalbin yükü artar.Bundan korunmak için yiyeceklerinize tuz eklemeyiniz, tuz içeren hazır gıdalar tüketmeyiniz.( Tuzlu ekmek, kuruyemişler, zeytin, peynir ,et ürünleri ) Tansiyonunuzu ölçtürünüz, değişme olduğunda ve çarpıntı hissettiğinizde hekiminize başvurunuz.


Kortikosteroidler kanda şeker düzeyini yükseltebilirler. Eğer şeker hastalığı şüpheniz varsa ; alışılmışın dışında fazla su içiyorsanız, idrar miktarınız fazlaysa, fazla yemek yiyorsanız hekiminize başvurunuz.


Kortikosteroidler vücuttan potasyum kaybına neden olurlar. Bu nedenle potasyum içeren yiyecekler (Patates, kayısı, muz, sarı gıdalar....vs.) tüketiniz.


Kalsiyum kemiğin yapısında bulunan, kemiğin bütünlüğünü sağlayan bir mineraldir. Bu ilaçlar kalsiyumun kemikten kana geçmesine neden olarak kemik erimesine yol açabilirler. Aynı zamanda çok hareketsiz kalmak da aynı etkiyi gösterir. Bunu karşı kendinizi korumak amacıyla kalsiyum açısından zengin (süt ve süt ürünleri) gıdalar tüketiniz. Hekiminiz egzersiz öneriyorsa yapınız. Dişlerinizle ilgili rahatsızlık hissettiğinizde hekiminize danışınız.




Kortikosteroidler iştahı arttırarak fazla yemeye ve kilo artışına neden olurlar. Size verilen diyete uymanıza rağmen kilo artışınız beş kiloyu aştıysa hekiminize başvurunuz.


Vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan lenfosit adını verdiğimiz hücreler vardır. Kortikosteroidler lenfosit düzeyinin azalmasına neden olurlar. Tedavi sırasında kişinin enfeksiyonlara (grip, nezle gibi) yatkınlığı artar ve yara iyileşmesi gecikir, çünkü bireyin enfeksiyon ajanlarına (mikroplara) karşı savunma gücü azalmıştır. Bundan kaçınmak amacıyla enfeksiyon geçiren kişilerden ve temiz olmayan ortamlardan uzak durunuz . Bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırınız ve beslenmenize dikkat ediniz.


Kortikosteroidler, yüzde ve boyun bölgesinde yağ birikimine ve sivilce oluşumuna ayrıca kahverengi lekelere sebep olabilirler. Yüz ve boyun bölgesinde biriken yağlar kilo aldığınızı düşündürecektir. Telaşlanmayınız, tedavi sonrasında bir süre zarfında geriye dönüş olacaktır.


Bu tür ilaçların vücutta proteinleri yıkım özelliği vardır. Buna bağlı olarak kas yoğunluğu azalır, kol ve bacaklarda incelme olabilir. İncelme sonucu güçsüzlük ve çabuk yorulma gözlenebilir. Hekiminizin önereceği egzersizleri yaparsanız şikayetlerinizde azalma hissedebilirsiniz.


Kortikosteroidler kadınlarda adet düzensizliği, adet sıklığında azalma ve kıllanmada artış yapabilirler. Bu değişiklikler tedavinin bitiminde düzelebilmektedir.


Bu tedavi sırasında uykusuzluk, kendini çok güçlü hissetme ya da içedönme, yaşamı anlamsız bulma, nedensiz ağlama, öfkelenme gibi değişiklikler olabilmektedir. Bu durumu arkadaşlarınızla birlikte olarak, ilginizi farklı alanlara kaydırarak ve farklı sosyal aktivitelere katılarak yenebilirsiniz. Ama yine de mutsuzluğunuz devam ediyorsa hekiminize danışmanız en sağlıklı yol olacaktır.


Bu ilaçlar , diğer ilaçlarla olumlu veya olumsuz etkileşime girebilir . Bir ilacın etkisi azalıp diğer ilacın etkisi artabilir. Tedavi sırasında hekiminizin izni olmadan başka ilaç almayınız.


Kortikosteroidler kullanılmaya başladığında vücudunuz ilacın etkisine alışacaktır. İlaç alımını birdenbire keserseniz bulantı, kusma, ishal, kas krampları, halsizlik, karın ağrısı, ve ateş yükselmesi gibi belirtilerle karşılaşabilirsiniz. Bunu önlemek için; kullanılan ilacın dozunun yavaş yavaş düşürülmesi ve ardından kesilmesi önerilebilir.


Başka bir rahatsızlık söz konusu olduğunda da muayene olduğunuz hekime bu gruba giren ilaçlardan kullandığınızı belirtmenizde yarar vardır.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Alt 24 Şubat 2010, 22:25   #40 (permalink)
Emektar
Zırıltılı Algı
 
Older - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ad Soyad: Fevzi Sanlı
Üye No: 15606
Kayıt: 24 Haziran 2009
Yaş: 26
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 11,325
Konular: 4712
İtibar Gücü: 367
İtibar Puanı: 18626
Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !Older Saygınlık Dehşet Yükseliyor !
Ettiği Teşekkür: 480
Aldığı Teşekkür: 493
Standart

İNTERFERONLAR (IFN)

(Avonex, Betaferon, Rebif)

Üşüme, titreme, ateş, halsizlik gibi etkiler görülebilir.
Bu gibi yakınmaların engellenmesi için enjeksiyondan önce ve sonra parasetamol veya NSAİ (İbuprofen) kullanılabilir. (Şikayetler 2-3 ayda düzelme gösterebilir.)

Karaciğerde zarara neden olabilirler.
Böbrekte zarara neden olabilir.
Çok ender de olsa kansızlığa neden olabilir.
Bu tür yakınmaları engelleyebilmek 6 ayda bir geniş test taraması yapılabilir.

Deri döküntülerine rastlanabilir.
Bu durumda öncelikle ilaç kesilerek döküntüler tedavi edilir. Bir süre sonra yeniden iğnelere başlanır.

Depresyon
Uygun ilaç seçimi ve psikiyatrik yardım etkili olur.

Enjeksiyon yeri problemleri
İlacın dikkatli uygulanması, aralıklı enjeksiyon uygulama eğitimi ve tedavi sonrası sorun giderilir.



İnterferonlar ne zaman kesilmelidir?
Gebelik
Ağır ateşli hastalıklar
Ciddi IFN yan etkileri
Ağır depresyon
IFN etkisizliği (Çok sayıda atak geçirilmesi)


İMMUNO SUPRESİFLER (Bağışıklık sistemi baskılayıcıları)

(Azathiopirin, Methotrexate, İmuran)

Mide ağrısı
Başlangıçta düşük doz ile başlanarak mide yanması önlenebilir.

Eklem ağrıları
Aşırı eklem ağrıları olursa bireysel duyarlılık nedeniyle ilaç kullanılmayabilir.

Kemik iliği baskılanması
Kemik iliği baskılanması için önceleri her 15 günde, daha sonra her ay ya da 2 ayda bir kan sayımı yaparak izlenir.

Halsizlik
Karaciğere toksik etki
Karaciğer testleri başlarda her ay yapılır. Devamındaki aylarda daha seyrekleştirilebilir.

ANTİDEPRESANLAR
(Trisiklik Antidepresanlar, Laroxyl, SSRI, Seroxat ,Cipram, Prozac )

Sedasyon (Uyku hali) genel şikayetlerdendir. Alışılır.
Uyku düzenliği bozukluğu (Aworix uykusuzluğa yol açabilir.)
Ağızda kurumalara neden olur.


Amantadin
(Amantadin Ratio-pharm)

Livedo reticularis
Akıl şaşkınlığı
Bireysel duyarlılık olursa ilaç kesilir.
__________________
Benim hakkımda ki düşünceleriniz için TIKLAYINIZ...

çıkıs Yok...Hayata Dair mutluluğa dair birşey yok..Geleceğe dair bi amaç yok..Yaşama karşı bi hamlem yok..umutsuzum hayat zevk vermiyor..Allak bullak bir yaşam her gün aynı diyaloglar.."Nasılsın?" sorusuna aynı cevap..İçimdeki değişimi kaybettim her gün aklımda aynı şey ama modeli şekli farklı..Hayata 3-0 yeniğim..İstifa etmeyi düşünüyorum ama hala içimde ufacık bi yarın var.O yarın gerçek olur diye yaşama devam ediyorum..Ama günler geçtikçe imkansıza yürüdüğümü fark ediyorum..Bilemiyorum hayatıma yön veremiyorum..Çok büyük bir risk alıp kontrolü rüzgara bırakıyorum,nere giderse oraya nereye atarsa oraya..Okyanusta kaybolan inci gibi ama ben en değerli kolyede olmak için çaba harcamıyorum..Kendimi dalgalara bıraktım onlarda sürekli kayalara çarpıyor zedeliyor beni..Geçen her dakika dahada uzaklaştırıyor beni..İçimde paylaşmadığım paylaşamadığım şeyler var..Aslında yaşamıma dair bir bilginiz yok sadece kendi yazdıklarımı biliyorsunuz altında yatanlardan haberiniz yok..Çok defa paylaşmak istedim.Yazdım ama taslak olarak asla gönderemedim çünkü sizi ilgilendirmez..İlgilenmekte istemezsiniz..Hatta paylaştığım kişiyi sıktığımı hissettim artık onada yazmıyorum..Kimse sorunun varmı diye sormuyor çünkü sorunum yok, sorun başlı başına benim..Allak bullak bilinç altı yerine yerleştiremediğim şeyler...Mekan, yer, kişi var ama zaman, tarih ve kişilerin gerçekliği kesin değil..Ne garip değil mi? Bu garipliklerle yaşamak, hayal mi gerçek mi düşünmek, cevaplayamadan başka şeylerin gelmesi baş edemiyorum artık..

Baba Değiştirmez..Fixtir..
Older isimli Üye şimdilik offline konumundadır

 
Mesajı Moderatöre bildir
Konu Kapatılmıştır
Yeni Konu aç
Toplam 6 Sayfadan 4. Sayfa
«Birinci 23 4 56

Bookmarks

Etiketler
norologi, norosrurji


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

(View-All Members who have read this thread : 0
There are no names to display.
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tavsiye Ettiklerimiz